06.01.1883'de "Hamidiye Ticaret Mektebi Alisi" ismi altında kurulan ve eğitime başlayan okulumuz çeşitli isimler altında faaliyetini sürdürmüş ve 1982 yılında "Marmara Üniversitesi" adını almıştır. 122 yıllık geçmişi, 2800 civarında öğretim elemanı, 57000'e yakın öğrenci sayısıyla Marmara Üniversitesi, Türkiye'nin öğrenci sayısı bakımından üçüncü, öğretim elemanı sayısı bakımından da beşinci en büyük üniversitesidir. 1982'den bugüne mezun olan öğrenci sayısı 60.000'in üzerinde olan üniversitemiz, her yıl yaklaşık 3000 öğrenci mezun vermektedir. Yıllar itibariyle fiziksel gelişimini de sürdüren üniversitemiz bugün11 enstitü, 13 fakülte, 8 yüksek okul, 136 lisans ve önlisans programı ile 11 kampüste ülkemizi aydınlık geleceğe taşıyacak gençlerimizin eğitim ve öğretimine devam etmektedir. İşte bizler, ülkemizin beyin gücünü oluşturan üniversiteler arasında tarihi geçmişi, öğrenci sayısı, nitelikli eğitimi bakımından belirli bir saygınlığa ve ağırlığa sahip Marmara Üniversitesi mezunlarıyız. Ve "Marmara Üniversitesi Mezun ve Mensupları Derneği"(MÜMDER) de belirtilen nitelik ve niceliklere sahip üniversitemizin, ilk mezunlar derneklerinden biridir. Bu açıdan, derneğimizin taşıdığı anlam ve önem herhalde anlaşılmaktadır. Öncelikle, derneğimizi kuran, iyi günde-zor günde maddi-manevi desteğini esirgemeyerek bugünlere getiren tüm üyelerimize ve dostlarımıza teşekkürü bir borç biliriz ve sonsuz saygılarımızı sunarız.
Sınırların kalktığı, bilimsel, ekonomik, siyasal ve kültürel rekabetin hız kazandığı, diğer taraftan dünyamızın büyük bir köy haline geldiği bu zamanda, ülkelerin en değerli varlığı beyin gücünün üretim merkezi üniversitelerden mezun olan bizler, bireysel varlığımızla ne kadar etkin ve ne kadar başarılıyız? Ya da, ülkemizin veya dünyamızın gidişatına "etki"de, "etken"miyiz "edilgen"miyiz?, "özne"miyiz "nesne"miyiz?, gündem oluşturan mıyız? yoksa "başkaları"nın gündemi peşinde koşan"yığınlar"mıyız?. İyi düşünmek ve doğru karar vermeliyiz. Bizler, bu ülke vatandaşlarından "herhangi birisi"değiliz, ülkemizde belirli sayıda insana nasip olan üniversite mezunu olma vasfına sahip, belirli bir" vizyon"u, "misyon"u olan ve dünyaya daha geniş ufuktan bakabilecek bilgi ve beceriyle donatılmış "sorumlu" kişileriz. Bugün eğitim ve öğretim seviyesi gittikçe düşen, dünya çapında buluşlara imza atamayan, dünyadaki diğer üniversiteler arasında etkinliği-ağırlığı olmayan ve eğitim kalitesi açısından kaliteli üniversiteler arasında isimleri okunmayan "üniversiteler", bizim üniversitelerimizdir. Diğer taraftan yıllardır bir türlü ekonomik ve siyasal krizlerden kurtulamayarak adeta "krizler ülkesi" olarak anılan bu "ülke"de bizim ülkemizdir. Her on yılda bir yaşanan darbelerle patlayan siyasal krizler, siyasal krizlerin ardından gelen ekonomik krizler ve ekonomik krizler sonucunda kendimizi İ.M.F ve A.B.D.'nin kapısında buluşumuz adeta kaderimiz olmuştur. Sonuç olarak, ezilmişlik, geri kalmışlık, yok olma, boynu büküklük, teslimiyetçilik, borçlanma, aşağılanma, pasifleşme ve dikkate alınmama... Milletimizin yaklaşık 150-200 yıldır içine girdiği ve bir daha içinden çıkamadığı bu "fasid daire"yi parçalamak veya kırmaya çalışmak, bizim inancımızın, vizyonumuzun ve misyonumuzun gereğidir. İnancımızın, eğitim ve birikimimizin bize yüklediği misyon ve sorumluluk, olaylara, gidişata ve olumsuzluklara "herhangi birisi" gibi ilgisiz kalmak değil, her ne şart ve ahval üzere de olsa, olayları-yaşananları sahiplenmek, gidişat hakkında kafa yormak ve gelişmeleri, ülkemiz, milletimiz ve inancımızın gerektirdiği doğrultuya yöneltmektir. İşte bu noktada hepimize ve derneğimize çok büyük görev ve sorumluluk düşmektedir. Ülkemizin ve milletimizin içine düştüğü bu durum ve üniversite gençliğimizin eğitim ve öğretimindeki zaafiyetler hakkında düşünmek, tartışmak, çözüm yolları aramak, herhalde dağdaki çobanın değil de bizim görevimizdir. Bu sorumluluktan kaçmak veya gidişatı görmezlikten gelmek ancak kendimizi kandırmaktır. Bugün, olayları yorumlayamayan, dünyayı anlamayan, ufku dar, gidişatı iyi analiz edemeyen, gelişmeleri algılamayan ve yeterli bilgi ve beceriden yoksun olarak mezun olan üniversite gençliğimizle bu ülke ne kadar ileri gidebilir? ve ne kadar alnı açık-başı dik durabilir?. Bu nedenle, derneğimizin taşıdığı anlam ve önem oldukça büyüktür. Çeşitli imkansızlıklar ve sorunlar nedeniyle yeterli eğitim ve öğretim alamayan üniversite gençliğimize sahip çıkmak, onlara maddi ve manevi imkanlar sunmak ve eğitim seviyelerini çağın eğitim kalitesinin üzerine çıkarmak, derneğimizin en temel sorumluluk ve görevidir. Bu sorumluluk bilinciyle amacımıza yönelik atacağımız her adım, bizim için büyük bir onur ve şereftir. Dünya eğitim standartlarının üzerinde yetiştireceğimiz her öğrenci, bizim ve ülkemiz için eşi bulunmaz bir yatırım ve geleceğimizin altyapısıdır. MÜMDER, eski üniversite arkadaşlarımızın yılda bir-iki kez pikniklerde buluşup hasret giderdiği veya eski günlerin anıldığı basit bir dernek olmamalıdır. Yukarıda belirtilen görüş ve analizler ışığında, sorumluluk ve görev bilincimize uygun çalışmalar yapmak ve sebebi varlığımız doğrultusunda hareket etmeliyiz. Belirtilen hedefler doğrultusunda bu yıl ki genel kurul da yönetim kurulu üye sayısı 10'a çıkarılmış ve çeşitli komisyonlar kurulmuştur. Yönetim kurulu olarak, derneğimizi daha ileriye götürmek için bu görev ve sorumluluğu, bilerek, isteyerek ve severek alıyoruz. Belirtilen sorumluluk ve bilinçle hareket edeceğimize de söz veriyoruz. Başarıya ulaşmak için aşağıda belirtilen noktalarda sizlerin yardımlarınızı da beklediğimizi açık yüreklilikle bildirmekte yarar görmekteyiz.
1- Sahiplenin ve Katılın: Şairin "orda bir köy var uzakta, gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür" dediği gibi, bizde "orda bir dernek var uzakta gitmesek de gelmesek de o dernek bizim derneğimizdir" demeyelim. Gelin, ilgilenin, sahiplenin, çalışmalara katılın, uzakta durmayın, hayallerinizi-fikirlerinizi anlatın, düşünelim, tartışalım, birlik ve beraberliğimizi sağlayalım, fikirlerimizi paylaşalım ve hedeflerimize daha hızlı varalım.
2- Esirgemeyin: Maddi ve manevi desteğinizi esirgemeyin. Bilindiği gibi MÜMDER ve benzeri dernekler gönüllü kuruluşlardır ve üyelerinin gönüllü aidat ve maddi destekleriyle faaliyet gösterirler. Ödenen aidatlar, aidiyatı göstermektedir. Diğer bir anlatımla, ödenen aidatlar insanların nereye ait olduğunun tescilidir. Bizler üyeler olarak maddi imkanlar dahilinde mutlaka aidat ödemeliyiz. Maddi imkanları geniş olan üyelerimiz, öğrencilere vereceğimiz burslarda bizlere yardımcı olmalıdırlar.
3- Görev Üstlenin: Özellikle üye sayımızı artırmak için tanıdığınız eski arkadaşlarınızı derneğimize üye olmaya ikna ediniz. Yukarıda belirtildiği gibi üniversitemiz 1982'den bugüne yaklaşık 60.000'in üzerinde mezun vermiştir. Derneğimizin üye sayısı toplam mezunlar içinde çok küçük bir orana sahiptir. Hepimizin de bildiği gibi, belirli hedeflere ulaşabilmek için belirli bir üye sayısı, belirli maddi imkanlara ve belirli bir büyüklüğe sahip olmak gerekir. Derneğimizin üye sayısını hızla artırma hedefine ulaşmada siz üyelerimize büyük görev düşmektedir.